ADİL OLMAK CAN OLMAK VE ADİL CAN OLMAK
Adil Can yoldaşın katlinin veya ölüme bırakılmasının 26. Yıl dönümünde unutkanlığa takılmayanların ve mirasyediliğin ötesinde komünist devrimci değerleri yaşatmak, anlamak ve anmak mücadelesi olanların acı ile andığı, geriye bakıp durulduğunda hüzünle, zarla, komplike duygu karışımı ile yaşadığı bir gün olmaya devam ediyor.
Zira bir yanıyla Adil olacaksınız, bir yanıyla Can olacaksınız ve üstüne bir de Adil Can olacaksınız. Zor vesselam bir komünist devrimci için üçünü bir arada olabilmek ve olmak. Ama her komünist devrimci için, tarihsel kimlikleri ve de üstlendikleri rol ile birlikte Adil, Can ve de Adil Can olmak istedikleri açıktır, kesindir.
Yaşadığın tarihsel süreç geriden takip eden kuşağa çok ırak olmasa da; ırak kılınmak istenen senin yürüdüğün yol ise; söz konusu olan iradenin her yönüyle tavan yapan bir biçemi ya da kısaca sen olunca Adil Can yaşatılmasın, Adil Can anılmasın, anımsanmasın ne çıkar!
Çok şey olur yoldaş Adil Can, Adil ve Can. Sen gibi yiğit, önder, fedakâr, köşede-kıyıda beklemeden her işin başında-içinde olan, gerçek bir komünist olunca çok şey fark ediyor ne yazık ki. Kaç tane kaldı ki senden ya da senden kaç tane var ki? Ve sen gibi ortalıkta her şey yolunda gitmezken her şeye kafa tutan kaç tane akıllı deli var ki?
Seni sonsuza gönderdiğini düşünen sınıf düşmanı cellâtlara diyeceğimiz yok. Nasıl sevindiler sarı başın, sarı kimsenin ve Soro’nun yok olduğuna. Peki, senin var ettiğin, kanınla suladığın ve de yeni-onurlu-insani bir dünya için yeni baştan yaratmak için her şeyini verdiğin, kıpkızıl suladığın hareketin ve sonrasına ne demeli? Sevinmez elbette devrimci olan. Ve fakat işin içine siyasal çıkar, siyasal durum girince unutur mu unutur. Unutturur mu, unutturur.
Eyvah ve hey hat ki yoldaş Can, Adil yoldaş ve Sen Adil Can yoldaş; puşt zamanların kör karanlığındayız. Umut var olmak için oldukça çok şey var; ama umutları yok eden de çokça şey var. Geçmişine karanlık bakmak kadar, geçmişi karanlık kılmak arasındaki kör noktaların insanları piyasada ne yazık ki. Kör kuyulardan insanlığı, komünizmin köşe taşlarını bulup çıkarmak adına yapılan her şeyi ya da her adımı kör karanlığa mahkûm etmek isteyen kör dünyaların zamanı şimdiler.
Atın izi ile itin izinin karıştığı, köyde taşların bağlı itlerin serbest olduğu zor zamanlardayız yoldaş Adil Can. Biz, bir avuç samimi komünizm yolunda yürüyenler olarak her ne kadar seni, senin mücadele ettiğin değerleri, yaşamında öğrenilecek şeyleri çekip alsak ta; zamanın çoğunluğu bize baskın ve her şeye yatkın. Unutmaya, unutturmaya, unutturulmaya.
Zor zamanlar yoldaş CAN. Neresinden bakarsan bak, zor zamanlar. Zamanı zor kılan düzenin ve onun pervasız saldırıları değil sakın ola ki. Tam tersine; devrimcilik, komünistlik ve gerçek bir ML’liğin zor zamanı şimdiler. Her yer toz duman. Her alan tasfiyeci-sağ dalganın ve sınıfa sırt dönmenin ya da tersinden sınıf yardakçılığının etkisi altında. Bir avuç güzel ve onurlu CAN insanın mücadelesi ise gerçek bir insanlık düzeninin yaratılması uğruna.
Kirlenmemiş, kirletilmemiş ve de kirletilmekten öcü gibi korkanların insani ve özgür bir dünya yaratmak uğruna mücadelelerinin bir yol ışığısın her zaman olduğu gibi CAN yoldaşım. Seni anmak uğruna kendince basit gibi görünen ve fakat onurlu bir adım olan resmini kendine benim diyenlerin var yoldaşım.
Adil, Can ve de Adil Can yoldaşım. Sen rahat uyu. Sen gözlerin geride kalmadan rahatça uyu. Senin yolun yolumuzdur diyenlerin sayısını çoğaltmak ve ileriye doğru sen gibi yürümek ve onurluca yitmek her birimizin öncel amaçlarından birisidir. Adil olmak, Can olmak ve Adil Can olmak adına ve aşkınadır mücadelemiz.
14.04.2010
Mahmut Halil CAN ( Sendiren )
Only registred user can see link on this forum! Registred or Login on forum! |
Only registred user can see link on this forum! Registred or Login on forum! |